Cezalı Çiçekler : Orkide
Orkideleri toplayanlara ceza
Amasya'nın yüksek kesimlerinde doğal olarak yetişen ve yok olma tehlikesi altında olan orkideleri (Orchis Anatolica) toplayanlara ceza verilecek.
AMASYA-Amasya Orman Bölge Müdürü Ömer Naci Kaya, her yıl mayıs ile temmuz ayları arasında Amasya'nın yüksek kesimlerinde doğal olarak yetişen orkide köklerindeki yumruların vatandaşlar tarafından bilinçsizce toplanmasının, orkide varlığını tehlikeye düşürdüğünü söyledi.Amasya'nın 450 metre yüksekliğindeki Kırklar Dağı'nda vatandaşlar tarafından çok sayıda orkide yumrusunun söküldüğünü belirlediklerini ifade eden Kaya, şunları kaydetti:''Orchis Anatolica olarak adlandırılan orkideler Amasya'nın doğal zenginlikleridir. Bu zenginliğimiz her geçen gün yok olmaktadır. Amacımız bu zenginliklerimize sahip çıkmaktır. Yöre halkı bu dönemde çiçek açan orkidelerin köklerindeki yumruları toplayarak kilosununu 30 TL dolayında satıyor. Bu yumrular, gıda ve kozmetik sanayinde kullanılıyor. Ancak çok bilinçsizce ve hoyratça katliam yapılıyor. Bitkinin toplanması ve doğal ortamından sökülmesi yasaktır. Bunun ağır cezası var. Bu bitki koruma altına alınmıştır.''
Yasağa uymayanlara orman kanunu hükümlerine göre önemli miktarlara varan para cezası uygulanabileceğini de belirten Kaya, orkidelerin doğal ortamlarından sökülmemesi gerektiğini söyledi. Kaya, bitkinin kültürünün geliştirilerek ekonomik anlamda gelir sağlanabileceğini bildirdi.
Kaya, kültürü geliştirilen bir orkideden yaklaşık 50 ile 60 yumru alınabileceğini, böylece de doğal dengenin bozulmasının önüne geçileceğini ifade etti.
Amasya'nın bitki florasının çok geniş ve önemli olduğunu ifade ederek, ''Bölgemizin bitki florasına sahip çıkmak zorundayız. Yıllar öce var olan bazı bitkiler bugün yok. Bu nedenle zenginliklerimizi korumak ve sahip çıkmak zorundayız'' diyen Kaya, ''Son yıllarda varlığı azalan orkideler böyle giderse birkaç yıl içinde tamamen yok olacak. Bunun için duyarlı olmak zorundayız. İsteyen vatandaşlarımıza orkide kültürünü geliştirmeleri için yardımcı olabiliriz. Ancak, doğal ortamlarından sökülmesine karşıyız. Bu yönde de yasalar var. Orkide sökenlere karşı gerekli yasaları uygulayacağız'' dedi.Bölgede güvenlik güçleri ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin denetim faaliyetleri yaptığını da kaydeden Kaya, vatandaşların da bu konuda duyarlı olmalarını istedi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Satılık ceylan
Satılık ceylan
Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesindeki tarım işletmesinde koruma altında bulunan ceylanların sayısı artıyor.
ŞANLIURFA -Yaklaşık 32 yıl önce 23 ceylanla başlatılan, ilçeye ve tarım işletmesine adını veren ceylanların sayısı, bin 1500'ü aştı. Yavrulama dönemine giren ceylanların sayısının sezon sonunda 2 bine yaklaşması bekleniyor.Bölgede doğal ortamda çok sayıda bulunan ceylanların sayısında usulsüz avlanma nedeniyle önemli oranda azalma olunca, 1977 yılından itibaren işletmede 23 adet ceylan, 820 dekarlık alanda özel olarak hazırlanan etrafı tel örgülerle çevrili kafeslerde koruma altına alındı.
Türkiye'nin en büyük tarım işletmesinde neslinin devamını sağlamak için her türlü çalışmanın yapıldığı ve sayıları artmaya başlayan ceylanlardan bir kısmı, her yıl doğum dönemi olan nisan - haziranın ardından, genellikle temmuz-ekim ayları arasında, damızlık olarak satışa çıkarılıyor.
Güzellikleri ve ürkeklikleriyle bilinen ceylanlardan yılda ortalama 40-50 tane de satılıyor. Ceylanların neslinin sürmesi için dişinin satışının tek olarak yapılmadığı işletmede, ceylanların çifti KDV hariç 2 bin TL civarında satışa sunuluyor.
Yetkililer, bunun neslin devamı için gerekli olduğunu, dişilere oranla sayıları daha fazla olan erkek ceylanların ise talep geldiğinde tek olarak satıldığını, ancak genellikle bunun tercih edilmediğini belirttiler.
Yavrulama dönemine giren ve sayıları bin 500'ü aşan ceylanların, yeni doğacak yavrularla sezon sonunda 2 bine yaklaşması bekleniyor.
Koruma altında sayıları artan ceylanların yanı sıra Şanlıurfa'nın Suriye sınırı çevresinde çok az da olsa doğal alanlarda da ceylan bulunabiliyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Koşmayı Seven Kuş
Bu kuş uçmayı değil koşmayı seviyor

Türkiye'de yalnızca Şanlıurfa'da yaşayan ve yılın bir bölümünde bölgeye gelen çöl koşarları (Cursorius cursor), ilkbahar aylarıyla birlikte görünmeye başladı.
ŞANLIURFA -Doğa Derneğinden yapılan açıklamaya göre, çöl koşarları Türkiye'de sadece Şanlıurfa bozkırlarında görülebiliyor.Her yıl ilkbahar aylarında Şanlıurfa'ya gelen ve sonbahar başına kadar bölgede kalan çöl koşarları, Doğa Derneği uzmanlarının yaptıkları arazi çalışması kapsamında bu yıl ilk olarak 17 Mayıs Pazar günü görüntülendi.
Doğa Derneği Şanlıurfa Bölge Sorumlusu Turan Çetin 2005 yılında bölgede sadece bir yerde söz konusu kuşların görüntülendiğini söyledi.
Yaklaşık 4 yıldır çöl koşarlarının çoğalması ve bölgeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin görüp tanıması için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini anlatan Çetin, kuşların yaşadığı yerdeki köylüler ve yerel halk tarafından korunması ve sahip çıkılmasının önemine değindi.
Bu çerçevede sürekli köyleri ve bölgedeki ilköğretim okullarını ziyaret ederek, bilinçlendirme çalışması yaptıkları anlatan Çetin, bu çalışmalar sonucunda kuşların artık Birecik ilçesi, merkez Payamlı köyü ve Tek Tek Dağları gibi farklı noktalarda daha çok görülmeye başlandığını kaydetti.
Turan Çetin, ''Doğa Derneğinin, üyeleriyle beraber çöl koşarlarını koruma çalışmaları devam etmektedir'' dedi.
TEHLİKE ANINDA KOŞUYOR
Çöl koşarı, çöl ve yarı çöl ortamlarında yaşayan, tehlike anında uçmak yerine koşmayı tercih eden, hafifçe perdeli ayaklı ve uzun bacaklı bir kuş türü.
Avrupa ve Türkiye'de ürediği ender alanlardan birinin Şanlıurfa bozkırları olduğu belirtilen söz konusu kuşlar, ilkbahar aylarıyla birlikte yöreye gelip, burada beslenerek üremelerini gerçekleştirdikten sonra, yaz sonu veya sonbaharın başında yeni bireylerle beraber tekrar göç ediyor.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Polenleri Yüzünden Yok oluyorlar...
Polenleri yüzünden
Kavak ağaçlarının sayısı, ilkbaharda polenlerinin alerji yaptığı gerekçesiyle kentlerde yok denecek kadar azaldı.
KONYA- Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şükrü Dursun, söğütgiller familyasından olan ve kısa süre öncesine kadar Anadolu'nun hemen her yerinde bolca rastlanan kavağın, kısa zamanda büyüdüğü için ekonomik değeri yüksek bir ağaç türü olduğunu belirtti.Dursun, eskiden her çocuk doğduğunda, büyüdüğünde kerestesi satılıp çeyiz alınması için kavak ağacı dikildiğini, bu geleneğin son dönemde terk edildiğini vurguladı.
Özellikle suyun bol olduğu yerlerde ya da bataklıklarda kolayca yetişen kavağın kısa süre öncesine kadar kentlerde de yaygın olarak yetiştirildiğini dile getiren Dursun, şunları kaydetti:
''Aslında bu ağaçların, polen döneminde verdiği geçici rahatsızlık dışında kent insanına hiç bir zararı yoktu. Kavaklar, yeşili zaten az olan Anadolu kentlerinde en fazla ön plana çıkan ağaçlardı. Fakat son dönemde polenlerinin 'insan sağlığı üzerinde olumsuz etki yaptığı' kanaatinin gereksiz şekilde abartılması nedeniyle, kentlerde adeta kavak ağaçlarının nesli tüketildi. Örneğin Konya'da son birkaç yılda, kent merkezindeki çok sayıda kavak ağacı kesildi. Bu kentte kavak ağacı sayısı yok denecek kadar azaldı.''
Dursun, bu mevsimde yoğun şekilde rüzgarla çevreye yayılan polenlerinin astım gibi solunum yolu hastalığı bulunan kişilerde alerji yaptığını belirterek, bu durumun sadece en fazla bir ayla sınırlı olduğunu, sağlıklı insanlara ise bu polenlerin zarar vermesinin mümkün olmadığını sözlerine ekledi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
En az bin yaşında ki 2 fıstık ağacı...
En az bin yaşında

Gaziantep'te en az bin yaşında olduğu tahmin edilen 2 fıstık ağacı bulundu.
GAZİANTEP - Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Gaziantep Şube Başkanı İmam Deliler, Antep fıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürü Selim Arpacı ve doğa gönüllüsü İlyas Suran ile Göbek köyü yakınlarında bulunan, Antep fıstığı ağaçlarını yerinde inceledi, ölçümler yaptı.Ağaçların topraktan bir metre yükseklikten gövdelerinin çevresi ölçüldü. Ağaçlardan birinin çevresinin 4 metre 90 santimetre, diğerinin çevresinin ise 4 metre 53 santimetre olduğu belirlendi.
TTKD Gaziantep Şube Başkanı İmam Deliler, dünyada iki önemli Antep fıstığı gen merkezi olduğunu, Gaziantep'in bu gen merkezlerinden birinin üzerinde bulunduğunu belirtti. Deliler, ''ilimiz ve bölgemiz için çok önemli bir tarım ürünü olan Antep fıstığının yaşayan ataları sayılabilecek bu ağaçların anıt ağaç' alınarak korunması için çalışma başlatacağız'' dedi.Bir ağacın, anıt ağaç statüsüne alınması için bazı kriterlerin arandığını, Antep fıstığı ağaçlarının bu kriterlere sahip olduğunu ifade eden İmam Deliler, sözlerini şöyle sürdürdü:''Anıt ağacın doğal ortamda kendi halinde yaşayabilmesi ve kuşaklar arasında bir bağ sağlayacak kadar uzun ömre sahip olması gerekiyor. Diğer taraftan bir ağacın anıt ağaç sayılabilmesi için görsel bir güzelliğe sahip olması şartı da var. Ayrıca anıt ağacın yaş, çap ve boy itibariyle kendi türünün alışılmış ölçülerinin üzerinde boyutlara sahip olması ve bulunduğu yörenin kültüründe özel bir yerinin olması da gerekiyor. Bulduğumuz iki Antep fıstığı ağacı tüm bu koşullara sahip bulunuyor. Dolayısıyla bu ağaçların anıt ağaç statüsüne alınması ve korunması gerekiyor. Sahip çıkılmadığı takdirde bu ağaçlar yok olabilir.''
İmam Deliler, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6 maddesiyle anıtsal özelliğe sahip ağaçların taşınmaz tabiat varlığı kabul edildiğini vurgulayarak, taşınmaz tabiat varlıklarının korunmasının da yasal zorunluluk olduğunu kaydetti.''Elbette bizim önceliğimiz bu ağaçların anıt ağaç statüsüne alınmasını sağlamak. Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşları göreve çağırıyoruz'' diyen İmam Deliler, TTKD Gaziantep Şubesi olarak bu ağaçların anıt ağaç ilan edilmesi için yürütülecek çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
İmam Deliler, anıt ağaçların saptanması, envanterlerinin hazırlanması ve korunmasından Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğunu ifade ederek, bu genel müdürlüklerin yetkilileriyle en kısa sürede bir araya gelip yapmaları gereken çalışmalara ilişkin bilgi alacaklarını ifade etti.
Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürü Selim Arpacı da açıklamasında, enstitülerine adını veren Antep fıstığının Gaziantep ve bölge illeri için büyük ekonomik öneme sahip bulunduğunu, bölgede yaşayan binlerce ailenin Antep fıstığı üreticiliğiyle geçimini sağladığını ifade etti.
Antep fıstığının ilk olarak 2 bin yıl önce Etiler döneminde Güneydoğu Anadolu'da kültüre alındığına belirten Arpacı, ''bu bilgi bölgede yapılan arkeolojik kazılarda ulaşılan bulgulara dayanılarak elde edildi, ama görünce etkilendiğimiz bu ağaçlar, Antep fıstığı üreticiliği tarihine ilişkin benim bugüne kadar gördüğüm en eski canlı örnekler. Bu ağaçlara ilişkin biz nasıl bir çalışma yapabileceğimizi araştıracağız'' diye konuştu.
Dünya'nın En zehirli yılan Antalya'da
En zehirli yılan Antalya'da
Dünyada en iri zehirli yılan türü olan olarak bilinen ve tek ısırışta 22 yetişkin insanı 12 dakikada öldürebilecek kadar zehir akıtan kral kobralardan (ophiophagus hannah) beşi Antalya'daki Ekopark'a getirildi.
ANTALYA - Antalya'nın Tekirova beldesinde; küresel ısınma, insanların doğadaki tahribatı nedeniyle nesilleri tükenmekte olan sürüngen türlerinin korunması amacıyla kurulan Ekopark, 62 yeni sürüngene daha ev sahipliği yapıyor. Malezya ve Endonezya vahşi yaşam alanlarından 41 kişilik bilim ekibinin 4.5 ayda aldığı türler, 17 günlük yolculuk ve 42 günlük karantina süresinin ardından, yeni yuvalarında sergilenmeye başlandı.Getirilen türler arasında, dünyanın bilinen en iri zehirli yılan türü olan kral kobralardan boyları 5.50 santimetreye, ağırlıkları 11 kilograma kadar ulaşan 5 kral kobra ve onların alışma dönemlerinde karınlarını doyurmalarını sağlamak amacıyla 2-2.5 metre boylarında 14 de piton yavrusu getirildi.
150 MİLYON YILLIK GEÇMİŞLERİ VAR
Ekopark İşletmecisi Selami Tomruk, geçmişleri 150 milyon yıla uzanan kral kobraların dünyada bilinen en iri zehirli yılan türü olduğunu söyledi. Kral kobraların dünyada zehir bezlerinde en çok zehir biriktiren ve taşıyan yılanlar olduğunu anlatan Tomruk, tek ısırışta 100-110 mililitrelik zehir enjekte edebildiklerini kaydetti.
Tomruk, tek ısırışta 22 yetişkin insanı 12 dakikada öldürebilecek kadar zehir akıtan kral kobranın ısırırken enjekte ettiği zehirle bir filin 2,5 saatte, yetişkin bir insanın da 1,5 dakikada hayatlarını kaybedeceğini söyledi.
Kral kobraların yağmur ormanlarında yaşadıklarını ifade eden Tomruk, yılda bir kez çiftleştiklerini ve çiftleşmenin ardından dişilerin erkeği yediğini vurguladı.
Tomruk, kral kobraların, kendi yavrularından halsiz ve hayatta kalamayacak olanları tespit ederek yediklerini, diğerlerini hayatta bıraktıklarını dile getirdi.
DOMUZ GRİBİ ENDİŞESİ
Ekopark'a tek ve çift gözlüklü 12 kobra yılanı ile boyu 7 metre 80 santimetre, ağırlığı 130 kilogram olan bir de ağlı piton yılanı getirildi.
Selami Tomruk, Ekopark'taki pitonların beslenmesi için geçen yıllarda domuz çiftliklerinden alım yaptıklarını ancak bu yıl domuz gribi endişesiyle domuz alımını durdurduklarını söyledi.
Tomruk, sürüngenlerin beslenmesi için ayda 1200 tavşan alındığını sözlerine ekledi.
Denizler Tahminden Az yükselicek...
Denizler sanılandan az yükselecek

Son araştırmalara göre, Antartika’daki ana buzul örtüsünün erimesi, deniz seviyesinin daha önce açıklananlardan daha az yükselmesine neden olacak. Rakamlar revize edildi ama tehlike geçmiş değil.
İSTANBUL - Bristol Üniveristesi’nden Jonathan Bamber’in öncülüğünde, son 30 yıldır elde edilen yeni buz kalınlığı ve yüzey bilgileri doğrultusunda bir modelleme ile buzların erimesi sonucu oluşacak değişimler yeniden hesaplandı. Dünyada üç ana buzul örtüsü bulunuyor; Grönland, Doğu ve Batı Antartika buzul örtüleri... Bamber’in son araştırmasına göre, en dengesiz durumdaki Batı Antarika Buzu Örtüsü çökerse, 1970’li yıllarda beri kabuledilen hipotezlerin farklı olarak, küresel ölçekte deniz seviyesi 5 ya da 6 metre değil, 3.3 metre yükselecek.
Sonuçtaki farklılığın temelinde, hesaplamaların toplam buz kütleisinin hacminin toplam hacme eklenmesi üzerinden değil, buzbilim (glasiyoloji) teorilerine dayalı modellerle yapılması yatıyor.
Yeni modelleme ile aynı zamanda, deniz seviyesinden en çok etkilecek bölgelerin neresi olacağı da hesaplandı. Dünyanın yerçekimi alanı, her yerde aynı olmadığı için deniz seviyesindeki artışlar da farklı bölgelerde farklı gerçekleşecek.
EN ÇOK AMERİKA ETKİLENECEK
Son hesaplamalara göre Kuzey Amerika’nın 40 derece enlemi civarında kalan Pasifik ve Atlantik kıyıları en büyük tehdit altında. Bu alanda, New York ve Los Angelas gibi büyük metroller yer alıyor. Dünya’daki sular ortalama bir metre yükselirse, bu kıyılarda bir metre 25 santimetre yükselecek.
Araştırma sonucunda elde edilen bir başka ilginç sonuç da Grönland Buz Örtüsü’nün, küresel ısınmaya düşünülenden daha dayanıklı olduğunun ortaya çıkması oldu.
‘SORUN YOK ANLAMINA GELMEZ’
Yeni bulgular eskilerine göre daha umutkar olsa da, Bamber yine de uyarı da bulunuyor: “Unutulmasın ki deniz seviyesindeki bir buçuk metrelik artış, Bangladeş’te 17 milyon kişinin yerlerini terk edeceği anlamına geliyor. Bu nedenle kıyı bölgelerinde yaşayanların karşı karşıya bulundukları tehlikelerin farkına varmak çok önemli”


