"Yeşil tatil" başlıyor

"Yeşil tatil" başlıyor

Doğa dostu alternatif tatiller NTV'nin Yeşil Ekran'ında... "Yeşil tatil" programı Türkiye'nin doğal cennetlerini keşfe çıkıyor.


Yorum (yok) Yorum yaz!

Organik Tarımlaşma


ORGANİK TARIM NEDİR ?

Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden,  çevre, bitki, hayvanları koruyarak ve insanların  sağlıklı ürünlerle beslenmesini sağlamaktır. Organik tarımın geçmişi 20.yüzyıla dayanmaktadır. Zira çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular organik tarımı günümüzde gündeme getirmiştir.

Organik tarım hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğadaki dengeyi yeniden kurmaya yönelik, toprağın verimliliğinde devamlılık sağlayan biyolojik mücadele ile hastalık ve zararlıları kontrol altına alarak, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermektedir.  Organik tarım,  sentetik kimyasal gübre ve ilaçların kullanımını yasaklayan, organik ve yeşil gübreleme, ekim nöbeti ve toprak muhafazasını tavsiye eden, her aşaması kontrol altında olan ve elde edilen ürünün sertifika ile belgelendiği, satıldığı  bir üretim şeklidir.

ORGANİK TARIMIN GEÇMİŞİ

Bu özelliği nedeni ile 1. ve 2. Dünya savaşları arasında popüler olan organik tarım 1950 yılından sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin Marshall yardımı ile önemini yitirmiş, sağlanan ekonomik katkılar ve aşırı desteklemeler sonucu entansif tarım süratle yayılmış, makineleşme, kimyasal ilaç ve gübreler ile kimyasal katkı maddeleri kullanılmaya başlanılmıştır. 60’lı yılların sonunda Avrupa Topluluğu'nun uyguladığı tarımsal destekleme politikaları, 1970 de pestisitlerin ve kimyasal gübrenin keşfi de bu gelişmeye katkıda bulunmuştur.

Ancak "Yeşil Devrim" olarak adlandırılan bu tarımsal üretim artışının dünyadaki açlık sorununa bir çözüm getirmediğini, aksine doğal dengeyi ve insan sağlığını süratle bozduğunu gören kişi ve gruplar bu konuda araştırmalara başlamışlardır. Bu araştırmaların sonucunda bilim çevreleri ve sivil toplum örgütlerinin baskısıyla 1979 yılından itibaren DDT grubu pestisitlerin kullanımı A.B.D.'den başlayarak tüm dünyada yasaklanmıştır. Bu durumda organik tarım tekrar gündeme gelmiş, 1980 yılından sonrada tüketicilerin baskısıyla aile işletmeciliği şeklinden çıkarak ticari bir boyut kazanmıştır. ABD'de 0-2 yaş grubu çocuk mamalarının imalinde organik ürünlerin kullanılmasını zorunlu tutan yasanın da bu ticari boyuta katkısı büyük olmuştur.

ORGANİK TARIMDA DESTEKLER

Çiftçiler için düşük faizli selektif kredi verilmesine imkan sağlayan 25 Şubat 2004 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile, organik tarımsal ürünleri ve girdileri üreten müteşebbislere tarımsal kredilere uygulanan cari faiz oranından %60 indirimli olarak azami 3 yıl vadeli yatırım ve 1 yıl vadeli işletme kredisi kullanma imkanı sağlanmıştır. Bir yıl süre ile çıkarılmış olan bu karar daha sonraki yıllarda 5 yıl vadeli yatırım ve 1,5 yıl vadeli işletme kredisi kullanma imkanını da sağlayarak 2005,2006 ve 2007 yılları için uzatılarak devam ettirilmiştir.

Düşük faizli selektif kredi imkanın uygulamaya konulmasıyla gerek organik tarımsal üretim yapacak gerekse organik girdi üretecek müteşebbisler de destekleme kapsamına alınmıştır. Ayrıca 30.04.2005 tarih ve 25801 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Bitkisel Üretimle İlişkili Olarak, Doğrudan Gelir Desteği Ödemesi Yapılmasına İlişkin Tebliğ” ile Organik tarım üreticilerine Doğrudan Gelir Desteğine ilave olarak dekara 3 YTL ek destek ödenmesi sağlanmıştır.

ORGANİK TARIMDA GENEL KURALLAR

 Organik tarla bitkileri üretimi yapılan alanlarda, yüksek enerji tüketen ve çevre kirliliği yaratan hiçbir girdi kullanılmamalıdır. Organik tarla tarımına geçiş dönemi, ekolojik yönetimin başlamasından, ekolojik ürünün belgelendirilmesine kadar geçen dönemi kapsar. Bu dönem tarla ürünleri için genel olarak, tarlanın işlenmesinden itibaren iki yıldır. Ancak geçiş dönemi başlangıcından önce, aşağıdaki uygulamalar yapılmış ise bu geçiş süresi, Denetlemeye Yetkili Kuruluşun izni ile kısaltılabilir: 

a) Bakir topraklarda üretim yapılacak olması,

b) Geleneksel üretimde, organik tarımda müsaade edilen girdilerin kullanılmış olması,

c) Önceki yıllarda herhangi bir “Entegre Mücadele Teknik Talimatına” uygun olarak Entegre Mücadele          

    Programı uygulanmış olması,

d) Kullanılan zirai mücadele ilaçlarının parçalanma sürelerinin çok kısa olması,

e) Toprağın önceki kullanım durumunun biliniyor olması. 

    Organik tarla bitkileri üretimine geçmek isteyen üreticiler, geçiş programlarında işletmenin tarihçesi, mevcut durumu,

    üretilen ürünler, kullanılan bitki besleme maddeleri, zirai mücadele uygulamaları ve hayvan yetiştiriciliği ile ilgili bir  

    durum tespiti yapar. Buna göre, ekolojik tarıma geçiş döneminde yapılacak değişiklikler bir iş takvimine bağlanmalıdır.

 

 

ORGANİK  TARIMDA ÜRETİM ALANININ HAZIRLANMASI

Organik tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılan tarlada bulunan zararlıların, hastalıkların ve yabancı otların mücadelesinin yeterince yapılması gerekmektedir. Bu mücadelede TS 12611’in ekinde verilen ve Organik Tarım Yönetmeliğinde müsaade edilen diğer maddeler veya yöntemler de kullanılabilir. Ancak bu durumda, mücadelede kullanılacak ilaçların ve maddelerin, ülkemizde ruhsatlı olması, resmi tavsiyesinin bulunması, kullanılacağı hastalık, zararlı ve yabancı ota karşı etkili olması ve Denetlemeye Yetkili Kuruluş tarafından da uygun görülmesi gerekmektedir.

Organik tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılacak tarlada:

Toprak işleme: toprağın a!t üst edilmeden kabartılması ve havalandırılması şeklinde yapılmalıdır. Bunun için toprağı dipten kabartan ve yırtarak işleyen tırmık, kazayağı, dip kazan, yaylı ve yaysız çizer, dik rotovatör gibi aletler kullanılmalıdır. Meyilli tarlalarda toprak işlemesi, meyil yönüne dik olarak yapılmalıdır.

Toprak Islahı: Tarlalarda ekimden önce toprak analizi yapılmalıdır. Topraktaki organik madde miktarını ve mikroorganizmaları artırmak için, uygun baklagil bitkileri yetiştirilmeli, kompost, fındık zurufu kompostu, vs. gibi organik maddeler uygulanmalıdır. Bunlara ilave olarak, toprak pH'nı düzeltmek, uzun vadede toprak verimliliğini arttırmak ve mineral madde dengesini sağlamak için, mevcut organik maddelerin dolaşımı sağlanmalıdır. Gerektiğinde yeşil gübreleme yapılarak, topraktaki azot/potasyum, azot/fosfor ve azot/karbon dengesi kurulmalıdır. Toprak ıslahında kullanılacak maddeler, Denetlemeye Yetkili Kuruluş tarafından bu standarda uygun olarak belirlenmeli ve yine bu kuruluşun denetiminde ve kontrolünde kullanılmalıdır

ÜLKEMİZDE ORGANİK ÜRETİM YAPILAN YETİŞTİRİCİLİKLER

Organik Çay Üretimi

Organik Ayçiçeği Yetiştiriciliği

Organik Sebze Yetiştiriciliği

Organik Meyve Yetiştiriciliği

Tıbbi Ve Aromatik Bitkilerin Organik Olarak Yetiştirilmesi

Organik Kanola Yetiştiriciliği

Organik Arı Yetiştiriciliği


Yorum (yok) Yorum yaz!

30 dk.da dünyayı kurtarmanın yolu

Yarım saatte dünyayı kurtarmanın yolu

Küresel ısınmadan siz de endişe duyuyor musunuz? Hadi kolları sıvayın, sizin de yapabilecekleriniz var. Hem de çok fazla zaman harcamadan....




Küresel ısınmaya tek başıma durduramam...

Tek başıma çevre kirliliğini engelleyemem ya da nesli tükenen hayvanları kurtaramam.

Ama daha duyarlı bir yaşamı seçip hayatımda küçük değişiklikler yapabilirim.

 

Yaşam tarzımda yapacağım küçük değişiklikler, enerji tüketimimi azaltacak. Tükettiğim doğal kaynakların miktarı da azalacak aynı zamanda. Bu sadece enerji ve doğal kaynaklardan tasarrufu sağlamayacak yaptığım bu seçimler tüketici olarak gücümü de gösterecek. Benim gibi davrananların sayısı arttıkça iş dünyası ve hükümet belki de çevre sorunlarına daha çok ilgi duyacak. Bunun en somut örneği geçtiğimiz günlerde yaşandı. Kanada da kürkü için foklar vahşice avlanıyordu... Çünkü bir fokun kürkü için 105 dolar ödeniyordu... Çünkü fokların kürklerini alan çoktu... Ancak geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği foklardan yapılan ürünlere yasaklamalar getirdi... Kimse fok kürkü almaz oldu... Fiyatlar 105 dolardan 14 dolara düştü. Sonuç, bu yıl fok avcıları kendileri için ayrılan kotanın yarısını bile dolduramadı... Aslına bakarsanız hepimizin tek tek çevreyi, ya da başka bir deyişle dünyayı kurtarma potansiyelimiz var.

Bu işleri düşünecek çok fazla zamanınız yoksa işte beş küçük ipucu. Yarım saatte dünyayı kurtarabilirsiniz...

DAHA AZ ARABA KULLANIN
Daha az araba kullanarak hem daha az karbondioksit üreteceksiniz hem de daha çok hareket edeceksiniz... Hadi üşenmeyin ve yürüme mesafesindeki yerlere araba ile gitmeyin... Bu arada arabanızın lastiklerinin basıncından emin olun. Havası inmiş lastikler daha çok benzin tüketimine neden olur.

DAHA ÇOK SEBZE MEYVE TÜKETİN
Daha az et, daha çok sebze meyve... Bunu seçtiğinizde çevreye olan katkınızın ne boyutta olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Çünkü et üretimi sırasında çok fazla su ve enerji kullanılıyor.
Eat Your Vegetables

ALIŞVERİŞE GİDERKEN FİLENİZİ DE YANINIZA ALIN
Alışverişte doldurduğumuz plastik torbalar önce çöpe sonra toprağa ya da denize gidiyor. Çünkü plastik torbalar doğada yüzlerce yıl yokolmuyor... Denizlerimiz plastik torbalarlar doldu... Yüzlerce deniz hayvanı plastik torbaları yiyecek sanarak ölüyor. Dünyada plastik torbalar yasaklanmaya başladı. Biz de henüz böyle bir yasak yok. Yasağı beklemeyin filenizi yanınızda götürün.

EVDE, OFİSTE ELEKTRİK KULLANIMINIZI AZALTIN
Kullanmadığınız elektrikli aletleri fişinden çekin. Ampulleriniz bozulduğunda yenisini alırken enerji tasarruflu olanları seçin. Aynı şey elektrikli tüm aletler için geçerli. Ofiste bilgisayarınızın başından yirmi dakikalığına bile olsa ayrılmanız gerektiğinde en azından ekranı kapatın.

FATURALARINIZI İNTERNETTEN ÖDEYİN
Hem zamandan tasarruf edersiniz hem de paradan. Bu arada banka da bir çok kağıt işinden kurtulmuş olur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Anneme ne alsam?

Anneme ne alsam?

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) bu anneler gününde anneniz için bir deniz kaplumbağası evlat edinerek, anlamlı  bir hediye  vermenizi öneriyor.




Anneler günü yaklaşıyor. Henüz bir hediye almadıysanız WWF Türkiye'nin bir teklifi var.

Deniz kaplumbağaları yok olma tehlikesi içinde.

WWF Türkiye deniz kaplumbağaları için yıllardır çalışmalar yapıyor.

 

WWF- Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)  deniz kaplumbağalarını korumak için yaptığı bu çalışmalara anneler günü aracılığıyla destek bulmak istiyor ve şu çağrıyı yapıyor:

"Anneler gününde annenize aşağıdaki mesajı da içeren masmavi sularda özgürce yüzen bir deniz kaplumbağası yada yavrusunun görseli ile süslenmiş bir sertifika gönderebilirsiniz.

Anneniz için hazırlayacağımız sertifikada şunlar yazılı olacak...

Canım Annem,

Duydum ki; bu deniz kaplumbağasının da senin kadar harika bir anneye ihtiyacı varmış. Onu senin adına evlat edindim. Artık o da benim gibi, varlığınla yarattığın güvenli sularda yüzecek.

Kampanyadan elde edilen gelir, her yıl Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına yumurtalarını bırakmaya gelen  nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağalarının WWF-Türkiye’nin Akyatan ve Çıralı bölgelerinde sürdürmekte olduğu koruma çalışmalara aktarılacaktır."

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir tutku çiçeği

Bir tutku çiçeği

Çarkıfelek (Passion flower), uykusuzluğa, depresyona iyi gelmesiyle tanınır.



Türkiye'de Çarkıfelek olarak tanınan bu bitki, Uzakdoğu'dan Amerika ve Arjantin'e geniş bir coğrafyada yaşar. İlaç hammaddesi olarak da kullanılan bir tür... Uykusuzluğa, endişe ve gerginliğe iyi geldiği düşünülmekte. Sinirleri yatıştırıcı etkisi nedeniyle şurup olarak da kullanılır. 400 ayrı çeşidi var. Türkiye'de süs bitkisi olarak yetiştirilmekte. Doğada yaşayanları ise tehlike altındaki türler listesinde.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Tavuktaki antibiyotiğe dikkat

Tavuktaki antibiyotiğe dikkat

Hayvanlarda kullanılan antibiyotiğin erken kesim nedeniyle et ve yumurtada kalıntıya neden olduğu açıklandı. Bu da insan sağlığını tehdit ediyor.




SAMSUN - Kanatlı hayvan sektöründe kullanılan antibiyotiklerin hayvanların ilacı vücutlarından atması beklenmeden kesime sevk edilmesiyle et ve yumurtalarda kalıntıya neden olduğu bildirildi.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Çelik,  çiftlik hayvanı yetiştiriciliğinde, antibiyotiklerin, hastalıkların yileştirilmesi ve önlenmesi, gelişmenin hızlandırılması, verimin ve yemden yararlanmanın artırılması gibi amaçlarla yoğun olarak kullanıldığını kaydetti.

Satış amaçlı üretilen kanatlıların yüzde 80'inin yaşamlarının belli döneminde veya tamamında antibakteriyel ilaçlara maruz kaldığının tahmin edildiğini ifade eden Çelik, hayvanlarda ilaç kullanımı söz konusu olduğu sürece bunlardan sağlanan gıdalarda ilaç kalıntısı bulunmasının ve değişik düzeyde tüketiciye geçmesinin kaçınılmaz bir olgu olduğunu vurguladı.

Etlik piliç yetiştiriciliğinde uygulanan yoğun beslenme programları ile hayvanlarda kısa sürede hızlı bir ağırlık artışının amaçlandığını belirten Prof. Dr. Çelik, kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde gelişmeyi hızlandırıcı yem katkı maddeleri arasında da antibiyotiklerin önemli bir rolü olduğunu kaydetti.

Çelik, antibiyotiklerin aşırı ve uygun olmayan kullanımları ile bu maddelere karşı dirençli bakterilerin gelişmesi sonucu AB tarafından antibiyotik kökenli büyütme faktörlerinin kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde kullanılmasının 1998 ve 1999 yıllarında geniş ölçüde yasaklandığını anımsatan Çelik, son yıllarda araştırmacıların antibiyotiklere alternatif olabilecek doğal ve gelişmeyi hızlandırıcı madde arayışına giriştiğine işaret etti.

Hayvanlara öngörülen dozdan fazla antibiyotik verilmesi ve bu hayvanların ilacı vücutlarından atması beklenmeden kesime sevk edilmesinin, antibiyotik kalıntısı olan etin veya yumurtanın insanlar tarafından tüketilmesi ile antibiyotiklere karşı dirençli patojen bakterilerin gelişmesine yol açtığını söyleyen Çelik, ''bu nedenle insanlarda çoğu kez antibiyotik tedavisine yanıt alınamıyor. Bu durum daha çok antibiyotik kullanımına yol açıyor. Bu da hem toplum sağlığını, hem de ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor'' dedi.

Prof. Dr. Çelik, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından Ankara ve İzmir İl Kontrol Laboratuvarları ile Etlik, Bornova ve Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitülerinin kalıntı izlemede yetkili kılındığını da belirtti.

Yorum (yok) Yorum yaz!

3 günde milyonlarca fidan satmanın sırrı

3 günde milyonlarca fidan satmanın sırrı

Manisa'da kurduğu serada yetiştirdiği 2 milyon fidanı 3 günde satan üreticinin sırrı ne?




MANİSA- Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı Halitpaşa beldesinde, kurduğu serada ithal gübre içerisinde sertifikalı ve organik domates, kavun, karpuz ve biber fidanı üretimi yapan Özkan Kavas, bu yıl ürettiği 2 milyon adet fidanı, 3 gün içinde sattı.

Serada 2 milyon domates, 100 bin biber, 50 bin kavun ve 25 bin adet karpuz fidanı ürettiğini belirten Kavas, organik ürünlere büyük ilgiden dolayı çok kısa sürede tükendiğini belirtti.

Dokuz yıldan bu yana sertifikalı organik fidan üretiminde bulunduğunu kaydeden Kavas, bölgedeki üreticilerin daha önce fidanlarını Antalya'dan aldıklarını, bunun üzerine kendisinin fidan üretimi yapmaya karar verdiğini, sera kurup tohum ve gübreyi yurt dışından getirerek domates, kavun, karpuz ve biber üretimine başladığını anlattı.

 

Serada viyol içine ekilen tohumların bir buçuk ay içinde yetişip dikime hazır hale geldiğini ifade eden Kavas, organik fidanların diğer fidanlara göre daha kaliteli olduğunu dile getirerek, ''Fidanlarda asla hastalık görülmüyor. Ziraat mühendislerinin gözetiminde üretimi gerçekleştiriyoruz. Organik domates fidanı, tarla fidanına göre dekarda 2 ton daha fazla ürün veriyor. Organik ürün daha hızlı gelişip, bol verim sağlıyor'' dedi.

2 MİLYON FİDANI 3 GÜNDE SATTI
Bu yıl ürettiği 2 milyon adet fidanı 3 gün içinde sattığını belirten Kavas, şöyle konuştu: ''Fidanların tamamı satıldı. Şu an elimizde bulunanlar da birkaç gün içinde alıcısına teslim edilecek. Ürün organik olduğu için pazarlamada sıkıntı yaşanmıyor. Müşteri seraya kadar gelip aldığı fidanın nakliyesini de kendisi karşılıyor. Domates fidanının tanesi 38 kuruş, kavunu 150 kuruş, karpuzu 150 kuruş ve biberi de 125 kuruştan sattık.''

Organik ürün yetiştiriciliğinin önemine işaret eden Ziraat Mühendisi Atilla Haspehlivan ise geçen yıl Rusya'nın Türkiye'den aldığı yaş sebzeyi ilaç kalıntısı nedeniyle durdurduğunu anımsatarak, böyle bir sorunla karşılaşmamak için üreticilerin hızla organik tarıma yöneldiğini vurguladı.

Organik ürünlerin hem daha sağlıklı, hem de pazarlamada sıkıntı oluşturmadığına dikkat çeken Haspehlivan, ''Seralarda üretilen milyonlarca fidan, kısa sürede satılabiliyor'' dedi.

Saruhanlı Ziraat Odası Başkanı Aydoğan Okur da, Saruhanlı Ovası'nda yetişen yaş sebze ürünlerinin, bu yıl tamamen organik olduğunu belirtti.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Atların Çiftleşmesi,smackdown izle Vtunnel Ktunnel D Smart izle Metin 2 hileleri Fifa 2010 indir İntizar 2009 Ömrüm Senindir Albüm Dinle Kürtçe Sözlük